IV. İVAN (1530-1584)
1530 yılında Moskova’da doğdu. Annesi Yelena’nın Türk kökenli olduğu söylenir. Üç yaşındayken babası öldü. 1547 yılında taç giydi. O döneme kadar Moskova Prensi olarak anılan Rus imparatoru Çar olarak ilan edildi.Aynı zamanda “Korkunç İvan” olarak da bilinir İvan Vasilyeviç böylece ilk Rus çarı oldu. IV. İvan döneminde merkezi iktidar ve askeri kuvvetler güçlendi, ayrılıkçı eğilimler bastırıldı. 1553 yılından itibaren İngiltere ile ticari ilişkiler başladı. Onun döneminde Moskova’da ilk matbaa kuruldu,1581 yılında Sibirya’nın Rusya ile birleşmesi süreci başladı. Korkunç İvan küçük yaştan itibaren kendisini hep bir tanrı gibi gördü.Sonsuza kadar Rusyayı yöneteceğine inanıyordu.İç politikasına, kitlesel sürgünler, idamlar ve köylülerin köleleştirmesi eşlik ediyordu. 20 yıl süren bu rejim boyunca birçok olay kanlı yöntemlerle örtbas edildi. Yönetim döneminin sonunda, Rusya’da iç çatışmalar hiç dinmediği için ülke, dış politikasında da sürekli mağlubiyete uğradı. 1582’de kendi öz oğlunu öldürdü. IV. İvan, 1584’te öldü.
I. PETRO (1672-1725)
Rus tarihinin en etkili çarlarından biri. (Bazı Türk tarihçilerinin deyişiyle, “Deli Petro”.) Rusya’nın ilk imparatoru. Rusya’yı batılılaştıran I. Pyotr, Çar Aleksey’in küçük oğludur. 10 yaşında iken Çar oldu. Fakat üvey ablası Sofya’nın çevirdiği dalavereler sonunda, taht üvey kardeşi Aptal İvan’ın eline geçti. Bunun üzerine kendini eğlenceye veren Pyotr, sokaklardan topladığı gençlerle savaş oyunları oynadı. Daha sonra bunlardan meydana getirdiği bir kuvvetle saraya saldırdı. Ablasını ve İvan’ı hapsettirdi, yönetimi tek başına ele aldı (1689). Rusya’yı Avrupalı kuvvetler arasına sokmak için bir takım ıslahat ve devrimler yapmaya karar verdi ve Avrupa’ya gitti. Rusya’ya döndükten sonra ıslahat hareketlerini hızlandırdı. Devlet yönetim aygıtlarını, senatoyu, denetim ve siyaset organlarını ve valilikleri oluşturdu, Petersburg’u kurarak başkent yaptı. Orduyu Avrupalılaştırdı. Modern bir savaş filosu kurdu. Halktan yeni vergiler aldı. Avrupa’da olup bitenleri anlamak için aydın Rusları, görgü ve bilgilerini arttırmak üzere Avrupa ülkelerine gönderdi. İleri uluslardan uzmanlar getirdi. Öğrenime önem verdi, teknik okullar açtı, birçok kitabı Rusçaya çevirtti. Posta sistemini düzeltti. Hastaneler yaptırdı. Matbaalar kurdurdu, gazeteler çıkarttırdı. Yeni ve düzenli bir polis kuvveti meydana getirdi. Modern takvimi benimsedi. Fabrikalar ve yollar yaptırdı, ticareti geliştirdi. Yaptığı devrimlere karşı gelenlere hiç acımadan öldürttü. Bundan sonra dış politika ile uğraştı. Rusya’nın gelecekteki politikasının esaslarını çizdi. Kendisinden sonra gelen çarlar, onun çizdiği yoldan planlarını gerçekleştirmeye çalıştılar. Bu politikanın temeli, “denizlere pencere açmak” idi.
II. YEKATERİNA (1729-1796)
Alman kökenli Rus Çariçesi Yekaterina Alekseyevna (II. Katerina), Rusya tarihindeki en ünlü kadınlardandır. 15 yaşında Rusya’ya gitti, ertesi yıl III. Petro ile evlendi. Daha sonra Petro Çar oldu. Yekaterina’nin halası 1762’de ölünce yerine Yekaterina Çariçe oldu. Hem güzel hem de kurnazdı. Kocasını sevmiyordu. III. Petro’nun düşmanlarını ve orduyu el altından kışkırttı. Bir ayaklanma sonunda onu tahttan indirip önce hapsetti, daha sonra da sevgilisi Orlov’a öldürttü. Böylece II. Yekaterina 1763 yılındaRus İmparatoriçesi oldu. İmparatoriçe olduktan sonra, Rusya için çok çalıştı. İlk olarak 1768-1774 yılları arasında savaştığı Osmanlı ordusunu yendi. 1774’de Küçük Kaynarca Barışı’yla Osmanlı topraklarının bir bölümünü ele geçirdi. Polonya’nın paylaşılmasına katıldı. İran’dan toprak aldı. Rusya’nın Sibirya’daki sınırlarını genişletti.1787-1792 Rus-Osmanlı savaşlarında da Osmanlılar’a büyük zararlar verdirdi. Kırım’ı aldı. Osmanlı İmparatorluğu’nu ortadan kaldırmak için Avusturya İmparatoru ile birleşti. Bugünkü Rusya’nın temelini attığından dolayı Ruslar ona “Büyük” lakabını verdiler. Onun döneminde ulaşım, ticaret ve ekonomi güçlendi. Sanatı ve bilginleri korudu.
LENİN Vladimir İlyiç (1870-1924)
Sovyet devletinin kurucusu. Rusya’da çarlık rejimini yıkan ve sosyalizmi kuran 1917 Ekim devriminin önderi. Lenin (gerçek adıyla Vladimir Ulyanov), abisi Aleksandr’ın Çar III. Aleksandr’a karşı giriştiği başarısız suikastten sonra idam edildiği 1887 yılında Kazan Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Devrimci fikirlerinden dolayı okuldan atıldıysa da büyük mücadeleler sonucu 1890’da geri döndü ve ertesi yıl fakülteyi birincilikle bitirdi. Bir süre Petersburg’da avukatlık yaptı. Avrupa’da dönemin ünlü teorisyeni Plehanov’la tanıştı. Rusya’ya dönüşte tutuklandı. Sibirya’ya sürüldü. 1898’de kurulmuş olan Rusya Sosyal Demokrat Partisi’nin 1903’de Londra’da yapılan kongresinde “Bolşevikler” fraksiyonu lideri olarak yönetime geldi. 1917 Ekim devriminden sonra Lenin hükümetin başına geçti. Başlangıçta sert yöntemler kullanan Lenin, daha sonradan “Yeni Ekonomik Politika” (NEP) ile kitlelere ulaşmaya, özel mülkiyetten yararlanmaya çalıştı. Geride çok sayıda felsefi ve siyasi eser bırakarak 1924’te ölen Lenin’in mozolesinin korunması ya da kaldırılması tartışmaları bugün Rusya’da hala devam ediyor.
STALİN Josef Vissarionoviç (1879-1953)
Lenin öldükten sonra ülkenin yönetimini ele alarak yaklaşık 30 yıl süren bir diktatörlük kurdu. Gürcü asıllı olan Josef Cugaşvili (takma adı ile Stalin), papazlık öğrenimi yaparken okuldan kovulmuştu. Çarlık rejimini yıkmak isteyen fikirleri yüzünden 1912’de Sibirya’ya sürüldü. 1917 Ekim devriminden sonra Stalin ilk olarak Azınlık İşleri Komiserliği’ne getirildi. 1922’de Komünist Partisi’nde organizasyon işlerinden sorumlu olarak Genel Sekreterlik görevine atandı. 1924’te Lenin’in ölümü üzerine partinin lideri oldu. Bütün önde gelen Bolşevik liderleri adım adım tasfiye etti. Milyonlarca insanı hapishanelerde ve sürgün kamplardarında öldürttü. İkinci Dünya savaşından önce Almanya ile anlaşma yaptıysa da saldırının önüne geçemedi. Savaşın 1945’te zaferle bitmesi Stalin’in iktidarını güçlendirdi. Bu arada savaş sonrasında Türkiye’den Kars ve Ardahan’ın yanısıra İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nda Sovyet üsleri kurulmasını talep etti. 1953’te ölmesinin ardından birkaç yıl içinde toplumdaki korku ortamı yavaş yavaş ortadan kayboldu.
HRUŞÇEV Nikita Sergeyeviç (1894-1971)
1953 yılında Stalin’in ölümünden sonra Komünist Partisi’nin ve devletin başına geçti. Stalin’in putlaştırılmasına karşı çıktı, hapishanelerdeki ve kamplardaki siyasi mahkumları aklayıp serbest bıraktı. Dış politikasında ve uluslararası temaslarında kendine özgü tutumlarıyla Soğuk Savaş’ın başlangıcında gerginliği arttırdı. Yıllarca Moskova parti örgütünün liderliğini ve Ukrayna komünistlerinin yöneticiliğini yapmıştı. 1944-1947 yılları arasında Ukrayna SSC Başbakanıydı. 1953’te SBKP Merkez Komitesi Birinci Sekreterliği’ne, 1958 yılında da SSCB Bakanlar Kurulu’nun Başkanlığı’na geldi. Mısır üretimine ağırlık veren tarım politikası, ülkenin tarım dengesinin bozulmasına yol açtı. Stalin döneminde, en başta parti yöneticileri, sanatçılar, bilim adamları ve toplumun diğer önde gelen üyeleri konut sahibi olurlarken, Hruşçev döneminde yapılan apartmanlar ucuz ve küçük de olsa, birçok sade vatandaşı daire sahibi yapmıştır. 14 Ekim 1964 yılında, Brejnev önderliğinde gerçekleştirilen sessiz bir darbeyle KP Merkez Komitesi Hruşçev’i “zorunlu emekliliğe” ayırdı.
BREJNEV Leonid İliç (1906-1982)
1964’ten itibaren 18 yıl boyunca Sovyet devletinin başındaydı. 25 yaşında Komünist Partisi’ne üye oldu. Kızıl Ordu’da yıllarca görev yaptı. İktidarda olduğu dönemde kendi kendine verdiği çok sayıda madalya ve ünvandan biri de SSCB Mareşalliği idi. Onun başta olduğu dönemin en önemli kavramı istikrar idi. Radikal ve keskin değişikliklerden kaçındı. Daha sonradan Brejnev yılları “durgunluk dönemi” olarak nitelendi. Son yıllarında sağlığının bozulmasına karşın görevi bırakmamak için direndi. 70’li yılların sonundan Gorbaçov’un başa geldiği 1985’e kadar Kremlin’in “yaşlı ve hasta” olduğu söylentisi onun, Andropov’un ve Çernenko’nun sağlık durumuyla ilişkilidir.
Kaynak ve devamı : rusya.ru